PERA SEMİNERLERİ / Pratik Felsefe Eğitim Programı

Genel Bakış

PERA SEMİNERLERİ

Galatasaray geleneğinin yüzyılları aşan entelektüel mirasını, Pera’nın çok katmanlı tarihsel ve mimari dokusu içinde yeniden düşünmeye davet eden Pera Seminerleri, felsefe, kültür, sanat, tarih ve sosyoloji alanlarından temaları eleştirel ve çoğulcu bir perspektifle tartışmaya açan bir seminerler dizisidir. İstanbul’un başka hiçbir bölgesine tam olarak benzemeyen Pera, özellikle 19. yüzyılda Osmanlı modernleşmesinin, Avrupa ile kurulan kültürel ve siyasal ilişkilerin en görünür sahnelerinden biri hâline gelmiştir. Dar tarihî sokakları boyunca yükselen apartmanlar, pasajlar, elçilik yapıları, tiyatrolar, kiliseler ve oteller; bu bölgeyi yalnızca mimari açıdan değil, aynı zamanda düşünsel ve kültürel karşılaşmalar bakımından da benzersiz bir kamusal alan hâline getirmiştir. Neoklasik, art nouveau, neo-barok ve art deco etkilerinin iç içe geçtiği bu özgün şehir dokusu, Pera’yı yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin, dillerin, estetik anlayışların ve düşünce geleneklerinin kesişim noktası yapmıştır. Bu nedenle Pera, yalnızca tarihsel bir semt değil; modern kent yaşamının, çoğulcu kültürel birikimin ve eleştirel kamusal hayatın simgesel merkezlerinden biridir. Galatasaray Lisesi’nin köklü eğitim geleneği ile Galatasaray Üniversitesi’nin çağdaş akademik birikimini buluşturan Pera Seminerleri, Galatasaray Müzesi’nin tarihsel atmosferinde bu mirası günümüzün meseleleriyle yeniden ilişkilendirmeyi amaçlamaktadır. Akademisyenleri, yazarları, sanatçıları, düşünürleri ve farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getirecek bu seminerler dizisi; kamusal tartışma kültürünü güçlendiren, disiplinler arası diyaloğu teşvik eden ve eleştirel düşünceyi geniş kitlelerle buluşturan kalıcı bir platform sunacaktır. Böylece Pera Seminerleri, Galatasaray’ın dünyaya açık, çoğulcu ve özgür düşünce geleneğini, Beyoğlu’nun tarihsel hafızasıyla buluşturarak geçmiş ile bugün arasında güçlü bir entelektüel köprü kuracaktır.

Felsefede hem zihnin hem de bedenin etkinliğine işaret eden praksis kavramı Antik Çağ’dan günümüze pek çok filozofun farklı biçimlerde ele aldığı bir konudur.

Seminerde eğitim verecek olan öğretim elemanları bu konuyu felsefe tarihinin farklı uğraklarına odaklanarak tartışmaya açacak ve felsefenin yaşamı şekillendirici etkisini vurgulayacaklardır. Bu çerçevede Marx, Adam Smith, Nancy Fraser, Sartre ve Arne Naess gibi filozofların düşünceleri, bu düşünürlerin metinlerin üzerinden aktarılacaktır. Her seminerin son yarım saati katılımcıların sorularına ve tartışmaya ayrılacaktır.

Katılım yalnızca öğreniminine devam eden lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri için geçerlidir. Öğreniminize devam ettiğinize dair öğrenim belgenizi başvuru formuna yükleyiniz.

Ödeme Bilgileri

Ücretsiz

Eğitim İçeriği

Karl Marx, 1840’larda izini sürmeye başladığı, Kapital ve Grundrisse’de de sistemleştirdiği felsefi ve iktisadi kuramlarında, “meta” çözümlemesi yaparken aynı zamanda burjuva toplumunu da tanımlar. Sanayileşme ve kapitalist üretim biçimi, yeni bir iktisadi model olmanın çok ötesinde, yeni toplumsal ilişkileri, başka bir insanı da oluşturmuştur. “Etkinlik”, “eylem” anlamına gelen, etimolojik kökeni Eski Yunancadan gelen praksis, Marx’ta dönüştürücü bir işlev üstlenir. Bu çerçevede Marx; Feuerbach’ı, Proudhon’u, Bauer’i ve Hegel’i eleştirirken “yabancılaşma”ya da yeni bir anlam kazandırır. Bu derste Marx’ın diyalektik yöntemini tarihin bir aşamasında ortaya çıkan bu toplumu tanımlamak için nasıl kullandığı, hangi sonuçları çıkardığı tartışılacaktır. Dolayısıyla, “insanın da diğer metalar gibi bir meta olarak üretilmesi”, derste ele alınacak temel hipotezlerden biridir. 

Eğitmenler